Son Güncelleme: 5 Mayıs 2015 09:31 
Gazeteciler Konfederasyonu (GK)’nun 3. Başkanlar Kurulu Toplantısı Şanlıurfa’da başladı.
Güneydoğu Gazeteciler Federasyonu ile Şanlıurfa Gazeteciler Cemiyeti’nin ev sahipliğinde bir otelde düzenlenen toplantıya Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Celalettin Güvenç, Gazeteciler Konfederasyonu Genel Başkanı Başkanı M. Nuri Kolaylı ve Yönetim Kurulu Üyeleri, Basın İlan Kurumu Şanlıurfa Şube Müdürü Şaban Kalafat, Basın ve Enformasyon Müdürü Şerafettin Akın, Güneydoğu Gazeteciler Federasyonu Başkanı Mehmet Talat Akay, Şanlıurfa Gazeteciler Birliği Başkanı Veysel Polat, Federasyon ve Cemiyet Başkanları ile bazı davetliler katıldı.
Karadeniz Gazeteciler Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı ve Çorum Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Şevket Erzen ile Cemiyet Başkan Yardımcısı Sadık Örgel’in de katıldığı toplantıda ‘GAP, Çözüm Süreci, Medya’ konulu panel düzenlendi.
3 gün sürmesi planlanan toplantının açış konuşmasını yapan Gazeteciler Konfederasyonu Genel Başkanı M. Nuri Kolaylı, “Eşsiz doğal güzellikleri, gelişmiş ekonomisi ve ‘Peygamberler Şehri’ olarak bilinen benzersiz tarihi geçmişiyle bizlere ev sahipliği yapan Şanlıurfa’da, tarihi bir panele de imza atacak olmanın gururunu yaşıyoruz” dedi.
‘Çözüm Süreci ve Medya’ ile ‘Çözüm Süreci ve Kadın’ konulu iki ayrı oturum halinde gerçekleşecek panelin ardından gerçekleşecek Gazeteciler Konfederasyonu 3. Başkanlar Kurulu Toplantısı’ndan da bahseden Nuri Kolaylı, basının sorunlarını ve sorunların çözüm önerilerini içeren bir sonuç bildirgesi yayımlanacağını açıkladı.
Konuşmasında basın özgürlüğüne vurgu yapan Kolaylı, “Basın özgürlüğü, sadece basın kuruluşlarının ya da gazetecilerin özgürlüğü demek değil. Bu bağlamda basın özgürlüğü, halkın haber alma özgürlüğüdür ve demokrasinin vazgeçilmez unsurudur” diye konuştu.
Türk Ceza Kanunu ve Terörle Mücadele Kanunu’nun bazı maddelerinin ifade özgürlüğünü kısıtlayan hükümler içerdiğine dikkat çeken Kolaylı, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Basın özgürlüğünü kısıtlayan sadece yasal düzenlemeler de değildir. Basın özgürlüğünün tam anlamıyla gerçekleşememesinin bir diğer nedeni, çoğu basın kuruluşunun, farklı sektörlerde faaliyet gösteren güçlü sermaye kuruluşlarının elinde olmasıdır. Medya kuruluşları, patron baskısını kıramamaktadır.
Diğer yandan, sermaye gücüne karşı durabilmek de özellikle yerel medyada çok kolay değildir. Reklamların kesilmesi, açılan davalar veya medya sahibine yönelik baskılar basın özgürlüğünü kısıtlamaktadır.
Gelişmiş demokrasilerin kısıtlayıcı ve yasaklayıcı yasal engellerden arındırılmış, sınırları genişletilmiş çağdaş anlamda bir haber alma ve bilgi edinme özgürlüğüne ihtiyacı vardır. Bu nedenle demokrasimizi güçlendirmek için düşünce ve ifade özgürlüğünü tam olarak sağlamalıyız.
Öte yandan, bilindiği gibi gazete, televizyon, dergi, radyo, haber ajansı, internet-elektronik yayıncılığı kapsayan sektörümüzde, basın meslek ve etik ilkelerine uymayan kişiler boy göstermektedir. İsteyen herkes, eğitimine, bilgi birikimine bakılmaksızın habercilik yapabilmektedir.
Günümüz Türkiye’sinde basın sektöründe yaşanan sorunların en büyük nedeni bu kuralsızlıktır. Sadece okuma yazma bilmeniz, gazetecilik yapmanız için yeterlidir.
Gerçek gazetecilik eğitim ve bilgi gerektirmesine karşın, gazetecilik, isteyen herkesin kuralsızca yapabileceği bir iş durumundadır. Bu durum ne yazık ki, haberi şantaj aracı olarak kullanan bazı kişilerin gazeteci kimliği ile karşımıza çıkmalarına da yol açmaktadır.
Kısacası ülkemizde basın sektörü, avukatlık, doktorluk, mühendislik veya mali müşavirlik gibi mesleki standartlara sahip değildir. Eğitimine, bilgi birikimine veya yeteneğine bakılmaksızın herkes gazeteci olabilmektedir. Basın mensuplarının erozyona uğrayan saygınlığının yeniden kazanılması için, basın sektöründe mesleki düzenlemeye gidilme ihtiyacı vardır.
Basın çalışanlarının en temel sorunlarından birisi de, olumsuz çalışma koşullarıdır. Sendikalaşmanın adeta hiç olmadığı basın sektöründe çalışan meslektaşlarımız düşük ücret almakta, uzun çalışma saatlerine katlanmakta, zor koşullar altında görev yapmaktadır. Günümüzde özellikle habercilik büyük fedakârlık gerektirmektedir.
Meslektaşlarımıza sağlanan ‘yıpranma hakkından’ ise, ne yazık ki tüm basın çalışanları yararlanamamaktadır. Yıpranma hakkından sadece Sarı Basın Kartı olanlar yararlanabilmektedir. Meslektaşımız basın kartı almamışsa, yıpranma hakkından da yararlanamamaktadır.
Yıpranma hakkından yıllık izinlere, tazminat hakkından fazla mesaiye kadar geniş bir yelpazede yaşanan mesleki sorunların çözümü, sadece biz gazetecilerin değil, toplumumuzun bir ihtiyacıdır.”
BAĞLI: ‘ÇÖZÜM SÜRECİNDE YALNIZ KALDIK’
Medya ve GAP konusunun ele alındığı panelde çözüm sürecine yönelik değerlendirme de bulunan Prof. Dr. Mazhar Bağlı ise şunları söyledi: “Barışın sağlanabilmesi için ortak paydanın adalet olması gerekir. Gerçekten biz bunu bitirmek istiyoruz. Dünyadaki çatışma çözümlemelerine baktığımızda şu yollarla çözüldüğünü görüyoruz. Kendini etnik olarak farklı hisseden insana sen bu değilsin deyip kişiyi bu düşüncesinden vazgeçirebilirsiniz. Kişiyle aranıza mesafe koyarak da kişiden kurtulabilirsiniz. Türkiye ilk defa oturup bu meseleyi konuşmaya başladı. Vatandaşlar bir neden gösterip dağa çıkmışsa devletin görevi onu kulağından tutup getirmektir. Çözüm sürecinin asıl unsuru da budur. Ama medya bu konuda bizi yalnız bıraktı.”
POLAT: ‘GAP BAŞLAYINCA TERÖR ORTAYA ÇIKTI’
Panelde konuşan Şanlıurfa Gazeteciler Birliği Başkanı Veysel Polat ise “Bölgemizde GAP ile birlikte terör olayları da başladı. Bu terör olaylarına PKK veya farklı isimlerde kullanılabilir. Biz Urfa’da Kürt sorununu devlet ile bir mücadele olarak gördük. Bu coğrafyadaki insanlar Arabı, Kürdü, Laz’ı bütün insanlarımız kötü bir savaşın mağduru oldu. Hiçbir zaman bu savaş halkın savaşı değildi” diye konuştu. Panelin ardından Gazeteciler Konfederasyonu 3. Başkanlar Kurulu Toplantısı’na geçildi.







Gençlerden Şehitlere Saygı ve Vefa Yürüyüşü
Takla atan otomobildeki 4 kişi yaralandı
Güzellik salonunda 6 kişi tutuklandı
Çorumlu yüzücü milli takıma yükseldi
Barajda yağışlarla su yüzde 85’e çıktı




