ÇORUM TİME

ÇÖZÜMÜ KENDİ İÇİMİZDE ARAMALIYIZ

ÇÖZÜMÜ KENDİ İÇİMİZDE ARAMALIYIZ
Çorum Time Haber Hattı 333 01 20( [email protected] )
26 Ocak 2016 - 10:42

Son Güncelleme: 26 Ocak 2016 10:42 faruk cıdıkSaadet Partisi Çorum İl Başkanı Faruk Cıdık, ülke gündemine ilişkin olarak yaptığı açıklamada, çözümün Brüksel yada Washington’da aranmaması gerektiğini belirterek, “çözümü kendi içimizde bulmak zorundayız…

Etnik ve mezhepsel farklılıkların hiçbir şekilde kaşınmasına fırsat vermeden, şefkatle ve sabırla toplumun her kesimine dokunan bir çağrıya ihtiyaç var. Akıl bir şeyin sonunu düşünmektir. Türkiye’nin gerçekten yeni bir başlangıca, yeni bir söze, yeni bir sayfaya ihtiyacı vardır” dedi. Ülke gündeminin baş döndürücü bir hızla değişmeye devam ettiğini, konuşulanların birçoğunun ise ülkenin temel sorunlarının tartışılmasından öte, sadece boş, anlamsız ve enerji kaybından öte bir şey olmadığını ifade eden Faruk Cıdık, “yumruklar sıkılı, kaşlar çatık, konuşmalar hakaretlerle dolu, üslup problemli, dil acımasız, şefkatten uzak ve her şeyiyle kin ve nefretin hayatımızın her aşamasını kapladığı bir süreci yaşıyoruz” ifadesini kullandı.”Günler geçiyor, sorunlarımız bir kartopu gibi büyümeye devam ediyor ve temel sorunlarımızı sürekli erteliyoruz” diyen Faruk Cıdık, gündeme ilişkin yaptığı açıklamada şöyle dedi: “Milletimiz dünden habersiz, bugünü kurtaran, yarın ise ne olacağı ve ne ile karşılaşacağını kestiremeyen bir yol haritasına mahkûm edilmiş durumda. Her türlü sorunun üstesinden gelebiliriz. Her problemin çözüm yollarını bulabiliriz. Ancak insanlarımız arasına ekilen kin ve nefret tohumlarının sonuçlarını nasıl bertaraf edebileceğiz, kanaatimizce temel sorunumuz budur. Birbirini dinlemeyen, bırakın sevmeyi, saygı duymayı tahammül etmeyi bile beceremeyen bir toplum sıkıntılarından kurtulabilir mi? Nereye gidiyoruz? Hain, satılmış, ihanet gibi kavramların bu kadar uluorta kullanıldığı bir siyasi dil, toplumda barışı nasıl sağlayacak? Adaleti nasıl tesis edecek? Huzuru nasıl gerçekleştirecek? Siyasi dil bu kadar ayağa düşer ve düşürülürse toplum kendi içinde birbiriyle nasıl iletişim kurabilir? İçinde bulunduğumuz günler, bölgemizin yeniden dizayn edilmesi için gizli, açık planların yapıldığı günlerdir. 1.Dünya Savaşı devam ederken, Mayıs 1916’da Osmanlı topraklarını Sykes Picot gizli anlaşmasıyla İngiliz ve Fransızlar kendi aralarında paylaşmışlardı. Bugün de Irak fiili olarak 3’e bölündü. Suriye’de iç savaş devam ediyor. Yemen ve Libya’daki istikrarsızlık tüm bölgeye sirayet etmiş durumda. Mısır’daki darbe sürecinden kaynaklanan belirsizlikler hala cevabını bekliyor. Bütün bu manzara bölgemizde aynı 100 yıl önce olduğu gibi bugün de kapalı kapılar ardında gizli planların yapıldığını göstermiyor mu? Çevremiz böylesine istikrarsızlaştırılınca, bunu olumsuz sonuçlarını biz de doğrudan hissetmeye başladık. Bugün 4 milyona yakın Suriyeli kardeşimiz, ülkemizde yaşamak zorunda kaldıysa, bu sürecin psikolojik ve sosyolojik etkileri zaman içinde daha da etkili olacak demektir. Sultanahmet’te, Ankara’da, Reyhanlı’da, Diyarbakır’da, Suruç’ta patlatılan bombaların, Irak’ta, Suriye’de yaşananlardan bağımsız düşünülemeyeceği açıktır. Türkiye maalesef attığı yanlış adımlarla ve dış politikada vizyonsuz hareket etmesiyle bölgemizin istikrarsızlığında önemli pay sahibi olmuştur. Diğer taraftan ülkemizin bir bölümünde, haftalardır devam eden sokağa çıkma yasakları ile olağanüstü bir dönem yaşıyoruz. Açılım Süreci’nde yapılan yanlışların, Çözüm Süreci’nde atılan yanlış adımların acı sonuçlarını bugün çok daha net görebiliyoruz. Her gün gelen şehit haberleri canımızı acıtıyor yüreğimizi dağlıyor. Şehirlere silahların yığıldığını, PKK terör örgütünün dağ kadrosunu gençleştirerek, daha da sayıca artış sağladığını dile getirilen açıklamalar iktidar kanadı tarafından hiç dikkate alınmadı. Hatta bu uyarılar “Ne yani siz anaların ağlamasını mı istiyorsunuz?” gibi yorumlarla karşı karşıya bırakıldılar. O gün bu uyarılara böyle cevap verenler, şimdi ‘analar ağlamasın’ diye diye anaların anasını ağlattılar. IŞİD’le mücadele adı altında PKK’nın Suriye kolu olan PYD’ye verilen ABD desteği bugün doğrudan halk hareketi adı altında güvenlik güçlerimizi şehit ediyor, sivil kayıplarımıza sebep oluyor. Oyuna bakınız ki, bir tarafta doğu ve güneydoğumuzdaki insanımızın devlete olan aidiyet duygusu zayıflatılmak isteniyor, diğer taraftan güvenlik güçlerimizin PKK terör örgütü ve uzantılarının yönelik değil de, sanki halka karşı bir operasyon yürüttüğü algısı oluşturulmaya çalışılıyor. Bu büyük bir tuzaktır ve bu tuzağa düşmeden yola devam edebilmeyi başarmalıyız. Evet, gelinen nokta kaygı verici ve hatta 77 milyon insanımızın bir beraber yaşama bilinci ve duygusu büyük yara alıyor. Milli birliğimizin, bütünlüğümüzün muhafazası zorlaşıyor. Böyle bir durumda hükümetin bir an evvel toplumun farklı kesimlerini de dahil ederek Türkiye için acil eylem ve onarım programını hayata geçirmesi gerekiyor. Böyle bir çağrı ilk etapta herkesin makul olarak kabul edeceği bir çağrıdır. Ancak varlığını kutuplaşmadan, ayrıştırmadan elde ettiği kazanımlara borçlu olanlar bu çağrıyı ne kadar dikkate alır, bu çağrı onlar için ne anlam ifade edebilir onu da kestiremiyoruz. Ayrımcılık, bölücülük yapmadan, sorunlarımızın çözümünü, Brüksel’de, Washington’da, Londra’da hatta Tel­Aviv’de aramadan kendi içimizde bulmak zorundayız. Etnik ve mezhepsel farklılıkların hiçbir şekilde kaşınmasına fırsat vermeden, şefkatle ve sabırla toplumun her kesimine dokunan bir çağrıya ihtiyaç var. Akıl bir şeyin sonunu düşünmektir. Türkiye’nin gerçekten yeni bir başlangıca, yeni bir söze, yeni bir sayfaya ihtiyacı vardır”

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

ÇORUM'UN EN BÜYÜK HABER SİTESİ

Jojobet GirişcasibomJojobetCasibom GirişMarsbahis GirişCasibom GirişCasibom Girişmarsbahis giriş