ÇORUM TİME

BAŞÖRTÜSÜ ÖZGÜRLÜĞÜNE ELEŞTİRİLER HUKUKSUZDUR

BAŞÖRTÜSÜ ÖZGÜRLÜĞÜNE ELEŞTİRİLER HUKUKSUZDUR
Çorum Time Haber Hattı 333 01 20( [email protected] )
26 Eylül 2014 - 9:08

Son Güncelleme: 26 Eylül 2014 09:08 saatciMemur-Sen İl Temsilcisi ve Sağlık-Sen Çorum Şube Başkanı Ahmet Saatcı, hizmet kolları şube başkanları ve il temsilcilerinin katılımıyla ortaöğretimde başörtü yasağının kaldırılmasına yönelik basın açıklaması yaptı. Ortaöğretimde başörtü yasağının kalkmasını ‘Normalleşme’ olarak değerlendiren Saatcı, ileri demokrasinin nimetlerinin hayata geçmeye devam ettiğini ifade etti. Yeniden büyük Türkiye yolculuğunda bir yasaktan daha kurtulduklarını belirten Saatcı, şeyle dedi; “Bu boyutuyla baktığımızda geç kalmış, harika bir uygulama.  Elbette karşı çıkanların sesinin yüksekliği, karşı çıkış gerekçelerinin haklılığını beraberinde getirmiyor. Birkaç gündür medyaya bakıyorum, 28 Şubat’la ortaöğretimde serbestinin kıyaslanması ve 28 Şubat’ta yasakçıların yaptığını bugün iktidar yapıyora getiren yaklaşım var. Bu, olaylara şaşı bakmaktır. 28 Şubat’ta birileri devlet adına, derin devletin damarlarındaki yasakçılığı başını örtemezsin diye dayatıyordu, bugün ise isteyen açar, isteyen örter, bu bireylerin tercihidir deniyor.
Başörtüsü özgürlüğüne getirilen eleştiriler haksız ve hukuksuzdur. Okulda öğrencilerin başını örtmesi, diğerlerine baskıdır deniyor. Bunu iddia edenler kendi çocuklarını istedikleri gibi yetiştirme hakkını kendilerinde görüyorken çocuklarını dindar ya da muhafazakâr yetiştirmek isteyen ailelere bu hakkı tanımak istemiyorlar. İşte bugün sabah bir televizyonda meşhur gazetecilerden birisi program yapıyor, dinliyorum. Ben eğer bu ergenlik çağına ulaşmış, 18 yaşını doldurmuş olanlar için böyle bir serbesti gelseydi ben bunu savunurdum ama, bu 5. sınıftan, orta 1’den başlıyor, onun için ben buna karşıyım diyor sanki 18 yaşındakilere, 28 yaşındakilere, 48 yaşındakilere bu yasak varken o bu yasağa karşı çıkmış gibi. Dolayısıyla bu üstat Necip Fazıl’ın amuda kalkan birinin Türkiye’yi ters görmesi tespitinde olduğu gibi, özgürlüklere hep ters bakanların yine ortamı bulandırmaya çalıştığı bir konuyu görüyoruz. Burada bu yönetmeliğin değişmezden önceki hali neydi? Bir öğrenci imam hatip lisesinde okuyorsa başını örtebilir. Kur’an ve siyer dersine giriyorsa, seçmişse örtebilir. Bu derse özgürlük olmaz ki, bu inanç hürriyeti kapsamındadır, okulun ya da dersin sorumluluğu yoktur, bu bireyin meselesidir. Onun için geç kalmış, normalleşmeyi hızlandıran, ergenlik çağına ulaşan çocukların kendi inanç hürriyeti olarak isterlerse başını örtebileceklerini getiren, ergenlik çağına ulaşmamış olanların da velayeti anne-babasındadır, anne ve babasının karar vereceği bir konudur. Kendi çocuğuna başı açık olma serbestisi isterken ki bu serbesti var, böyle olmalı, başkasının çocuğuna başörtü serbestisi tanımamak faşizmin tortularını barındırmaktır ki bunun bir anlamı yok. Bu saatten sonra bunların bu ülkenin demokrasi yolculuğuna engel olma imkân ve ihtimali yok, bunu nereden biliyoruz? Üniversitede başörtü serbest oldu, kıyamet kopmadı. Zaten başörtülüyle başı açık arasında hiçbir sorun yoktu. Siyasette serbest oldu, Meclis’te bir sorun yok. Devlet dairelerinde serbest oldu, bir sorun yok. Darısı erkeklere sakal, kravat serbestisi gelmesine… Bazı kamu görevlileri için devam etmekte olan başörtüsü yasağı da son bulmalıdır.
Anne-babanın istediği özgürlüğü seçme hakkı var. Şimdi anne-baba çocuğuna spor eğitimi, bale eğitimi, resim, müzik eğitimi gibi eğitimlerine isterse istediği yaşta başlama ve başlatma hakkına sahip, yönlendirme hakkına sahip de, çocuğunun dindar yetiştirilmesi hakkına mı sahip değil? O zaman bunu bilmeyenler mevcut Anayasanın 24. maddesine baksınlar, biraz da evrensel hukuka baksınlar.”
Başörtüsü inanç hürriyetidir. İnanç hürriyeti, ister reşit olan gencin kendisinin, isterse reşit olmayan çocukta anne ve babasının hakkının kullanımı genel ahlaka aykırı olmamalı, genel sağlığa ve kamu güvenliğine de.. Şimdi o çocuğu yetiştiren anne-baba evinde din eğitimi veriyor, işte beşinci sınıfta bir kız öğrenci ve bu çocuk normal hayatta başını örtüyor, namazını kılmaya çalışıyor. Dindar olmak için de istekli ve bu hayatı, orucunu tutuyor Ramazan ayında, namazını kılıyor, okula gelirken de başörtüyle geliyor, ama okula gelince başını açmak durumunda hissediyor. Biz bu çocuklara olduğun gibi görün, göründüğün gibi ol, dürüst ol, birey ol, birey olmalısın diyoruz. Bu çocuğa nasıl izah edeceksiniz, yani evde anne-babasını örnek alarak, annesini, ablasını örnek alarak yaşadığı hayatta başörtü Allah’ın emridir deniyor. Elbette bu emrin farziyetinde ergenlik çağına ulaşma var, ama ergenlik çağına ulaşıncaya kadar da bu dinin, Allah’ın Resulünün sünnetinde, Kur’an-ı Kerim’de 7 yaşından itibaren çocuklara örnek olmaya, onlara dini yaşamaları için önderlik yapmaya başlayın diye de hükümler var. Anne-baba da bu dinden öğrendiğini çocuğuyla birlikte yaşamaya başlamışsa hangi devlet, hangi gazeteci, hangi siyasetçi, hangi başka çocuğun anne ya da babası bu çocuğa müdahale etme hakkına sahiptir? Bu, özgürlüklerin başkalarının haklarıyla sınırlı olduğu gerçeğini çiğnemektir. Ben burada bir özgürlük yaklaşımı ya da çocukların pedagojisini düşünme yaklaşımı olduğunu zannetmiyorum. Kamuda başörtü özgürlüğünden dolayı, ikna odalarının varlığını devam ettirememeden dolayı, siyasette başörtü özgürlüğünden dolayı hazımsızlık yaşayıp yeterince hazım ilacı bulamayanların çocuklar üzerinden yeni bir fırsat yakalama düşüncesinde olduklarını görüyorum. Bunun bir anlamı yoktur. Böyle düşünenlerin eski bir deyimle irabda mahalli yoktur, artık çocukların, gençlerin ne giydiği değil bu çocukları bizim nasıl yetiştirdiğimiz, eğitimde, pedagojide, birey olmada, hayata hazırlıkta ne anladığına bakmamız lazım. Kendi çocuğunun başı açık olmasını nasıl önemsiyorsa bir veli farklı görüşten, ki bu saygın bir görüştür, o çocuk onundur, o çocuğun başını bir başka saikle örtmek istese bile o anne-baba ona müsaade etmeme hakkına nasıl sahipse, müsaade eden anne-babanın bu tercihine de saygı duymak, reşit olan, akıllı olan, özgürlükçüyüm diyen herkesin görevidir diye düşünüyorum.
Başörtüsünden rahatsız olanlar provokasyon arıyor. Başörtüden rahatsız olanlar peçeyle, çarşafla provoke etmek için okullara gelirlerse, bundan sonra şaşırmamak lazım. Bu tarz örneklerle yola çıkıp da toplumun genelinin, kahir ekseriyetin ya da bu özgürlükten yararlanmak isteyenlerin hakkını kısıtlama hakkı da kimseye verilmiş değil. Yanlışın olduğu yerde bu yanlışı düzeltmek için yanlış ve yanlışı yapan kişi üzerinden konuşalım. Ama bunun kötüye kullanılma ihtimali var diye özgürlüğün önünü kesme gibi bir yaklaşım söz konusu olmaz. Onun için toplumun düne göre ileri demokrasinin nimetlerinden daha çok yararlanma yolculuğunda bir yasaktan daha kurtulduğu, okula gittiğinde din kültürü dersine giriyor öğrenci, din kültürü öğretmenine soru soruyor, başörtünün hükmü nedir? Öğretmen de diyor ki; Nur Suresinin 31. Ayetinde bunu Cenabı Hak emretmiştir diyor. Çocuk, peki Hocam emrettiyse benim başımı örtmeme niye engel oluyorsunuz dediğinde öğretmen, müdür, devlet ne diyecek? Artık bunları konuşuyor olmamak lazım.
Dış görünüme bakarak insanları değerlendirmemek gerekiyor. Herkesin yaptığı işte, öğrenci, veli, öğretmen, idareci, siyasetçi bunu nasıl yapıyor, birikimi nedir, geleceğe nasıl hazırlanıyor, bu ülkeye nasıl bir katma değer üretiyor diye buna bakmak lazım. Ben birkaç yıl sonra bunun da konuşuluyor olmayacağını düşünüyorum. İlkokul 5 ya da 1, lise son, birinde genç kendi örtünüyor, diğerinde de çocuk istiyor, anne-baba da bu isteğine saygı duyup ve böyle olmasını istiyorsa kime ne, kimin haddine buna karışmak? İsteyenler örtebilir, istemeyenler örtmez, bundan daha doğal bir şey de olmaz, demokrasi de böyle bir şey zaten.”

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

ÇORUM'UN EN BÜYÜK HABER SİTESİ

Jojobet GirişJojobet Girişcasibommarsbahis güncel girişJojobetCasibom GirişMarsbahis GirişCasibom GirişJojobet