ÇORUM TİME

ÇORUM’DAKİ ÇAĞDAŞ AVUKATLARDAN TEPKİ

ÇORUM’DAKİ ÇAĞDAŞ AVUKATLARDAN TEPKİ
Çorum Time Haber Hattı 333 01 20( [email protected] )
20 Şubat 2015 - 9:20

Son Güncelleme: 20 Şubat 2015 09:20 11007713_603918516405218_883485456_nÇorum Adalet Sarayı önünde basın açıklaması yapan Çağdaş Avukatlar Derneği hükümetin çıkarmaya hazırlandığı iç güvenlik yasa tasarısını protesto etti.
Çağdaş Avukatlar Derneği üyeleri, hükümetin çıkarmaya hazırladığı iç güvenlik yasa tasarısını protesto ederek, bu yasa tasarısının kabulü halinde hukuk devletinin polis devletine dönüşeceğine dikkat çektiler.
Çağdaş Avukatlar Derneği adına açıklamalarda bulunan Av. Ahmet Özdel, “ Kamuoyunda ‘İç güvenlik paketi’ olarak bilinen yasa tasarısının görüşmeleri TBMM devam etmektedir. AKP İktidarı, baskı ile dayakla ile bu tasarıyı yasalaştırma gayreti içindedir.Uzun yıllardan bu yana demokratik bir hukuk devleti olmanın mücadelesini veren bizler, söz konusu tasarı yasalaşırsa, demokratik bir hak olan “Toplantı ve Gösteri Hakkının” tümden kullanılamaz hale geleceğini, hukuk güvenliğinin ortadan kalkacağını ve hükümetlerin ve idarecilerin keyfiliği ile karşı karşıya kalacağımızı söylüyoruz. Bu nedenle aşağıda başlıklar halinde sayacağımız hususların tasarının hukuk tanımaz haline gözler önüne sereceğini düşünmekteyiz” diyerek İç Güvenlik Yasa Tasarısı ile yaşanacakları 8 madde ile sıraladı.
1-)Sözlü Emir ile Arama Yetkisi Polise Verilmektedir:

2007’den beri Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu’na (PVSK) göre, polis durdurduğu şüpheliden üzerindeki elbiseyi çıkarmasını veya aracının bagaj, torpido gibi kapalı bölümlerinin açılmasını isteyemiyor. TBMM’deki İç Güvenlik Paketi aynen kabul edilirse bu artık mümkün olacak. Söz konusu arama, mülki amirin yetkilendirdiği kolluk amirinin verdiği yazılı emirle, acil durumlarda sözlü emirle yapılabilecek. Kolluk amirinin kararı 24 saat içinde görevli hâkimin onayına sunulacak. Aramaya ilişkin kişiye, arama gerekçesini de içeren bir belge verilecek. İtiraz ediyoruz çünkü iktidarın keyfiliği doğacaktır.

Durdurma ve arama kararı savcı ve hakimin yetkisindedir. Düzenleme ile bu yetki 24 saatliğine mülki amire, onun görevlendireceği polislere devrediliyor. Böyle bir durumda polisle baş başa kalacak vatandaşın, hakkını arayacağı, itiraz edeceği bir makam bulunmuyor. Yargının devreye gireceği ana dek bir keyfilik söz konusu olabilir. Böylece insan hakkı ihlalleri artabilir. Yargı devreye girdiğinde iş işten geçmiş olur.

2- Polise 48 Saat Gözaltı Yetkisi Verilmektedir:

Mevcut CMK’nın 91. maddesinde gözaltı yetkisi yargıya bırakılmış. İç Güvenlik Paketi’nde, bu maddeye ‘suçüstü’ halleriyle sınırlı olmak kaydıyla, polise gözaltı yetkisi veriliyor. Düzenleme yasalaşırsa polis, 24 saat (şiddet olaylarının yaygınlaşarak kamu düzeninin ciddi şekilde bozulmasına yol açabilecek toplumsal olaylar sırasında ve toplu olarak işlenen suçlarda 48 saate kadar) gözaltına alabilecek. Hakim önüne çıkarma süresi 48 saat olacak.

Bu durum ise Yargının takdir yetkisini elinden almakta ve vatandaşı polis ile hükümetin eline bırakmaktadır: Gözaltı yetkisi de yargının yetkisinde. “Polis yakalar, gözaltına alamaz” AİHS gereği güvence altına alınması gereken özgürlük hakkı ancak yargının denetimi altında, ‘avukat ya da akraba arama, karara itiraz edebilme’ hakkı gibi birtakım güvenceler verilerek kısıtlanabilir. “Suç şüphesi” de ancak yargının takdirinde olmalıdır.

 3- Polise Vatandaşı Sürgün Eme/Uzaklaştırma Yetkisi Verilmektedir:

PVSK’nun 13. maddesinde polisin kimleri yakalayıp kanuni işlem yapacağı sıralanıyor. Düzenleme ile “Başkalarının can güvenliğini tehlikeye düşürenler” de bu listeye ekleniyor. Ayrıca polise, vatandaşı ‘koruma altına alma, uzaklaştırma’ görevi de veriliyor.

Bu yetki ise polisin insan kaçırmasına kılıftır. Polisin, toplumsal gösterilerden insanları kaçırmasının yasal kılıfı hazırlanıyor. Yasada; alınacak, uzaklaştırılacak kişilerin nerede nasıl tutulacağına, kötü muamele görmesinin nasıl engelleneceğine dair bir belirsizlik olduğu açıktır. Polisin kimi kimden koruyacağı da belli değil. Bu belirsizlikler net bir şekilde tanımlanmalıdır.

4- Polise Silah Yetkisi

PSVK’ nın ‘zor ve silah kullanma’ başlıklı 16. maddesinde 7. fıkraya “Molotof, patlayıcı, yanıcı, yakıcı, boğucu, yaralayıcı ve benzeri silahlarla saldıran veya saldırıya teşebbüs edenlere” karşı da silah kullanılabileceği hükmü ekleniyor. Bu da ‘saldırıyı etkisiz kılmak amacıyla ve etkisiz kılacak ölçüde’ şartına bağlanıyor. Polise bu yetkinin verilmesi Yargısız İnfazların önünü açmaktadır. Mevcut haliyle de tehlikeli olan bu madde, bu ekleme ile ‘yargısız infaz’ olaylarını artıracak. Çünkü bu durumlar için polise yasal güvence getirilmiş olacak. AİHM’ in mevcut içtihatlarında silaha karşı meşru müdafaa gerekçesiyle silah kullanma yetkisi bile geniş ölçüde kısıtlanıyor. Silah kullanımı son çaredir. Molotof karşı silah kullanmak orantısız bir durumdur.

5- Üniforma ve Ambleme Hapis

2911 sayılı kanunun 33. maddesinin ilk fıkrası değiştiriliyor. Gösterilerde havai fişek, molotof, demir bilye ve sapan gibi araçları taşıyanlara veya kimliklerini gizlemek amacıyla yüzlerini tamamen veya kısmen örtenlere 2 yıl 6 aydan 4 yıla kadar hapis cezası getiriliyor. Bir başka değişiklikle, yasadışı örgüt amblem, işaret ve üniforması ile gösterilere katılanlar için 2 yıl 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezası öngörülüyor. Bu değişikli ile hiçbir şiddet öğesi taşımayan giysilerinde bu kanun kapsamına alınması gibi sakıncalı bir durumu ortaya çıkarmaktadır. Polisin gösteriye ve göstericilere müdahale etmesinin tek şartı ‘şiddet’ olmalı. Yüz kapatmanın bir şiddet unsuru olup olmadığına polisin karar vermesi bu konuda bir ölçüsüzlük getirmektedir. Polisin ruh hali ve düşüncesine göre hareket etmesi sonucu ortaya çıkar ki bu kabul edilemez bir durumdur.

6- Ağır Cezalar Getirilmekte Ve Neyin Silah Olduğu Belirsizleştirilmektedir:

2911 sayılı kanununun 23. maddesine “Havai fişek, molotof ve benzeri el yapımı olanlar dâhil” ile “demir bilye ve sapan” ibaresi eklenerek bu araçlar silah sayılıyor.

7- Suç Delillerinin Toplanması Yetkisi Valilere ve Polise Verilmektedir:

5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’nun 11. maddesine eklenen fıkra ile valilere lüzumu halinde kolluk amir ve memurlarına ‘suçun aydınlatılması’ ve ‘suç faillerinin bulunması’ için emir verme yetkisi getiriliyor. Başka bir değişiklikle de valiler, kamu düzeni ve güvenliği ile kişilerin can ve mal emniyetini sağlamak amacıyla bütün kamu kurumlarının ambulans, itfaiye, çekici, iş makinesi gibi araçları ve ilgili personeli kullanma yetkisi alıyor. Valilerin bu emirlerini yerine getirmeyen veya geciktiren kamu görevlileri de oluşacak zararlardan sorumlu tutuluyor. Aynı kanunun 66. maddesindeki değişiklikle de valinin tebligatlarına aykırı davrananlar için 3 aydan 1 yıla kadar hapis cezası getiriliyor.

Bu hususta itirazımız ise : ‘Suçun aydınlatılması’ ve ‘Suç faillerinin bulunması için tedbir alma’ cumhuriyet savcılarının görevi. Bunun mülki amire devri Anayasa’ya aykırı. Düzenleme ile valilerin belediyeler üzerindeki yetki ve otoritesi artırılıyor.

8- AKP İktidarı Önleme Dinlemesi Adı Altında Ankara’dan Tüm Türkiye’yi Dinleyecek

PVSK’nın ek 7. maddesine ve Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu’nun ek 5. maddesinde var olan, hakimin 24 saat içerisinde karar vereceğine dair düzenleme, 48 saat olarak değiştiriliyor. İlgili kararların sadece Ankara Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilmesi hükme bağlanıyor. Yukarıda sayılan kanun maddeleri hükümetin neyi ve nasıl amaçladığını göstermektedir. Bize göre; Hükümet olaylara bakarak kanun çıkarmaktadır. Polisin yaptığı şiddeti, öldürdüğü insanları görmezden gelmektedir. Tek amaç polisi ve hükümeti korumak olmuştur. Oysa modern ülkelerde gösteri yapanlar korunur. Gösteri hakkının kullanılması sağlanır. Bizin ülkemizde ise polis gösteri yapılmaması için çaba harcamaktadır. Ülkemiz insanın birçok sorunu vardır. Bu sorunlar patlama noktasına gelmiştir. AKP İktidarı 12 yıllık iktidar süresi boyunca halka vaatlerde bulunmuş umut dağıtmıştır. İktidar seçimlerden sonra insanların demokratik haklarını kullanarak toplantı ve gösteri yürüyüşü yapmasının önünü tıkamaya toplumu baskılamaya çalışmaktadır.

AKP 12 yıllık iktidarı boyunca, sendika talebi ile yürüyen işçiye, temiz ve yaşanır çevre için yürüyen vatandaşa, kadınlara, gençlere ve tüm toplum kesimlerine şüphe ile yaklaşmıştır. En son Birleşik Metal İş Sendikasının grevini güvenlik gerekçesi ile yasaklamıştır. Adli bir olaya tepki gösteren vatandaşa, bir talep için belediyeye yürüyen esnafa bile tahammül edememektedir. Son yıllarda paralel adı altında ise bir paranoya yaratmış ve bunu da toplumsal muhalefeti bastırmanın bir aracı haline getirmiştir. 12 yıllık iktidarı boyunca birlikte çalıştığı kişileri bu gün çete, örgüt haline getirmiştir. Bu ülkede artık yürümek suç, konuşmak suç, hırsıza hırsız demek suç, yalancıya yalancı demek suç, grev yapmak suç, afiş asmak suç, konuşmak suç, yazmak suç. Ama bu ülkede ayakkabı kutularına para saklamak, ülkeye kaçak altın getirmek, 700. Bin TL saati rüşvet olarak almak, yatak odalarında para makineleri rüşvet paraları saymak, aldığın rüşvet paralarını dağıtmak suç değil. Bu ülkede yolsuzluk yapmak suç değil, herkesin bildiği hırsızlıkları konuşmak suç. Biz avukatlar olarak Türkiye Cumhuriyetin tüm vatandaşlarına sesleniyoruz, vakit varken karşı çıkalım. Vakit varken engel olalım, vakit varken daha iyisini isteyelim. Bizim tek amacımız hukuk devletinin ve evrensel hukuk kurallarının egemen olduğu özgürlüklerin kullanıldığı bir ülkede yaşamak. Bu nedenle İç Güvenlik Yasa Tasarısına karşı çıkıyoruz ve yasalaşmamasını talep ediyoruz” şeklinde açıklamalarda bulunarak İç Güvenlik Yasa Tasarısını eleştirdi.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

ÇORUM'UN EN BÜYÜK HABER SİTESİ

Jojobet GirişmarsbahisMarsbahisCasibom GirişHoliganbet GirişCasibom Girişmarsbahis giriş