ÇORUM TİME

ÖFKE, KİN VE NEFRETLERİ AKILLARINDAN BÜYÜK OLANLAR

ÖFKE, KİN VE NEFRETLERİ AKILLARINDAN BÜYÜK OLANLAR
Çorum Time Haber Hattı 333 01 20( [email protected] )
05 Mart 2015 - 12:30

Son Güncelleme: 5 Mart 2015 12:30 lafcı2Sağlık-Sen Çorum Şubesi Basın ve İletişim Başkan Yardımcısı Hacı Nuri Lafcı basında yer alan bir haberle ilgili yaptığı açıklamada:”Kin, nefret ve öfke söylemleriyle, toptancı zihniyetle, her icraatı eleştirmek, kötülemek, hakaret etmek ve çözüm üretememekten öte gidemeyen muhalefet anlayışıyla sendikacılık olmaz. Olsa olsa kafatasçılık olur, buram buram yandaş ideolojinin borazanlığı olur.
Sendikamıza karşı yapılan sataşma, hakaret ve iftiralara karşı Sağlık-Sen olarak her zaman ilkemiz;”Önce lafa bakarım lafmı diye sonra adama bakarım adam mı diye”,“Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz.”düsturlarıdır. Bu düsturlar çerçevesinde gayemiz akıtılan salyalara cevap vermeden ziyade sadece hafızalarımızda geçmişi biraz canlandırmak ve bazı hatırlatmalarda bulunmaktır. Genelde Memur-Sen özelde ise Sağlık-Sen bu ülkenin harcıdır. Barış, kardeşlik, huzur ve kazanımların değişmez adresi ve limanıdır. Bünyesinde her görüşten en çok insanı bünyesinde barındıran sendika Sağlık-Sen’dir. Bu zenginliği başka sendikalarda aramak ve bulmak hayaldir. Türkiye 80’lerin, 90’ların, 2000’lerin Türkiye’si değildir. Maymuna bak diyerek şapkayı alıp kaçma zamanları çoktan geçmiştir. Öncelikle üyelerimize değil, tüm çalışanlara saygılı olmak, onlara değer vermek zorundayız. Üyelerimizi baş tacı yapıp, kahraman gibi göstermeye çalışırken, diğer sendikaların üyelerine karşı her türlü saygısızlığı, hakareti yapanlar, hangi yüzle aşağıladıkları insanlardan kendilerine üye olmalarını talep edebilmekteler? Bunlar çalışanları saf ve salak mı zannediyorlar? Niye insanlar her geçen gün kendilerinden uzaklaşmakta ve kaçmakta neden düşünmezler? Üyeleri iken dürüst, dirayetli, baskılara boyun eğmeyen kahraman gibi gördükleri çok üyelerinin menfaatleri, çıkarları sözkonusu olduklarında kapı kapı gezerek ne kadar el ayak öpmeye hazır olduklarını bilmiyor olamazlar.
Sağlık-Sen olarak her zaman ifade ettiğimiz gibi hizmet odaklı bir sendikayız. Devletimize, vatandaşlarımıza, hele hele çalışanlarımıza sevdalıyız. Devlet bizim düşmanımız değildir. Devlet baş tacımızdır. Çalışanlara bugüne kadar ne verdiyse devletimiz vermiştir. Vermeye devam edecektir. Devlet sendikalar kanunu çerçevesinde bizlere örgütlenme hakkını kavga etmek, huzur bozmak ve vatandaşlarımızı rahatsız etmek için vermemiştir. Meşru çerçevede hakların aranması ve alınmasında kazanımı önemseriz bunun için verilebilecek meşru ne kadar mücadele varsa hepsini veririz bugüne kadar verdiğimiz gibi. Kazanım elde etmenin adresi de sadece sokaklar değildir, bakandır, başbakandır.
Bakanla, başbakanla yeri gelir çay kahve içeriz, yeri gelir pinpon oynarız, yeri gelir kamuoyu oluşturur, eylem yapar, hakkımızı ararız. Sağlık bakanımız Sayın Müezzinoğlu “2015 Sağlık-Sen Türkiye Buluşması” katılmış, toplantıda genel başkanımız tarafından sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarının sorun ve talepler dile getirilmiş, sayın bakanda talep ve sorunları sayın başbakan’a ileteceklerini ve takipçisi olacakları sözünü vermiştir. Bu nedenle talep ve sorunlarımızı ilettiğimiz adres doğru bir adrestir. Ancak sayın bakanın dua kelimesini hafife almak kabul edilir değildir. Para çok ama çok önemlidir ama her şey değildir. Dua olmadan, bereket olmaz, bereket olmadan da alınan paranın hiçbir kıymeti kalmaz. Dua hele hele “ hayır dua” en çok ihtiyaç duyduğumuz şey olsa gerek.   Bizler vatandaşlarımıza sağlık hizmeti veriyoruz. Verdiğimiz hizmetin geri dönüşü, pardonu, telafisi yok. Bu nedenlerle; Alınan eylem kararları bu kadar basit olmamalı, vatandaşlarımızın mağduriyetine sebep vermemelidir. Yapılacak eylem ve ihmallerden kaynaklı bir vatandaşımız mağdur olsa bunu hiçbir bedel ödeyemez.

Her geçen gün eriyen, sağlık ve sosyal hizmet çalışanları nezdinde değer ve itibarını kaybeden, kaybettikçe azgınlaşan, azgınlaştıkça saldırganlaşan saldırganlaştıkça yalnızlaşan bir konumdalar. Sağlık-Sen olarak biz kazanım elde etmeye çalışıyoruz. Bunun için mücadele veriyoruz. Çalışanlar dün ile bugünü, bugünle yarını görecek, bilecek kadar bilinç, şuur ve anlayışa sahipler. Yetkili olduğu dönemlerde hiçbir kazanım elde edemeyenler, toplu görüşmelerde çadırdan medet umarak çadırdan çıkamayanlar, bunun karşılığında çalışanlardan tokat yiyerek etkiyi ve yetkiyi kaybedenler, her yıl olduğu gibi 10 ay kış uykusunda yatıp, yetkiye yakın son iki ayda sendikacılık oyunu oynamaya çalışanlar, her yıl bir yalan, bir oyuncak bularak çalışanları kandırmak, iyi niyetlerini istismar etmek için bir hayale kapılırlar. Bu sene tutundukları vaat ek ödemelerin emekliliğe yansıması imza kampanyası. O zaman sorarlar niçin son iki ayı beklediniz? Ek ödemlerin emekliliğe yansıtılması için Sağlık-Sen’in verdiği mücadele yıllardır devam etmektedir. Baskı ve dayatmanın kitabını yazanlar, bunun örneklerini konjoktürün farklı olduğu zamanlarda hala unutulamayan örneklerini gösterenlerin sendikamızı, yağcılıkla, şakşakçılıkla itham etmeleri, malum sendikanın hakkı ve haddi değildir. Sağlık-Sen’in yağcılık ve şakşaklılık endeksli sendikacılık yapabilmesi için kırk fırın ekmek yemesi, malum sendikadan da bu konuda uzun süre ders alması gerekir. Yağcılık, şakşakçılık ve ideolojik sendikacılıkta otorite olanlar, yüzsüzlük ve edepsizlik edip, kuzu postuna bürünmesinler. Sendikacılığın dışında ideolojik zihniyetle her şeyi yapanlar, yılın iki ayında çalışanları hatırlayanlar, çalışanlardan, kamuoyundan ve bürokrasiden yüz bulamamakta ve bulamayacaklardır. Sözlerimi anlayanlar için Şeyh Edebalinin oğlu Osman beye nasihati ile bitirmek istiyorum.

“Ey Oğul! Beysin! Bundan sonra, öfke bize; uysallık sana… Güceniklik bize; gönül almak sana.. Suçlamak bize; katlanmak sana.. Acizlik bize, yanılgı bize; hoş görmek sana.. Geçimsizlikler, çatışmalar, uyumsuzluklar, anlaşmazlıklar bize; adâlet sana.. Kötü göz, şom ağız, haksız yorum bize; bağışlama sana… Bundan sonra bölmek bize; bütünlemek sana.. Üşengeçlik bize; uyarmak, gayretlendirmek, şekillendirmek sana.

“Ey Oğul! Beysin! Bundan sonra, öfke bize; uysallık sana… Güceniklik bize; gönül almak sana.. Suçlamak bize; katlanmak sana.. Acizlik bize, yanılgı bize; hoş görmek sana.. Geçimsizlikler, çatışmalar, uyumsuzluklar, anlaşmazlıklar bize; adâlet sana.. Kötü göz, şom ağız, haksız yorum bize; bağışlama sana… Bundan sonra bölmek bize; bütünlemek sana.. Üşengeçlik bize; uyarmak, gayretlendirmek, şekillendirmek sana.”

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
1 ADET YORUM YAPILDI
serkan 5 Mart 2015 / 17:40

ne kazandınız doğru her seçim sonunda trilyonları alıp tatile çıktınız sizin iş bilmezliğiniz yüzünde memur aç kaldı borç içinde yüzdü memura dağıtılacak parayı alıp cebe attınız memur enflasyon karşında kan ağlarken siz partiler verip milletin gözünü boyadınız ve konfedarsyonuzunu başakanı hak ettiği ödülü aldı merak etmeyin millet artık mal değil uyanıyor keserde dönecek sapı da ve hesapta bunu altında çok kötü kalacaksınız hepinize hak ettiğinizi fazlasıyla verilecek tir….

ÇORUM'UN EN BÜYÜK HABER SİTESİ

Jojobet GirişmarsbahisMarsbahisCasibom GirişHoliganbet GirişCasibom Girişmarsbahis giriş