ÇORUM TİME

TAŞKIN, EĞİTİMCİLER HUZURSUZ

TAŞKIN, EĞİTİMCİLER HUZURSUZ
Çorum Time Haber Hattı 333 01 20( [email protected] )
15 Eylül 2014 - 14:25

Son Güncelleme: 15 Eylül 2014 14:25 1Demokrat Eğitimciler Sendikası (DES) Çorum İl Teşkilatlanma Sekreteri Kenan Taşkın, yeni eğitim-öğretim yılının yine bir yığın sorunla açıldığına dikkati çekerek, huzuru kaçan bir eğitim ortamının kaostan başka bir şey üretemeyeceğini belirtti.
Kenan Taşkın, ilkokul, ortaokullar ve liselerde 16 milyon 500 bin öğrenci ve 875 bin öğretmen için ders zilinin, üniversiteler ve örgün eğitim kurumlarıyla birlikte 20 milyonu aşkın öğrenci ve bir milyondan fazla eğitim çalışanının 2014–2015 eğitim-öğretim yılına başlayacağını hatırlattı.
Taşkın, “Yeni eğitim yılına huzurla başlamak isterdik. Ancak bu yıl da eğitimdeki karmaşa hem eğitimciler açısından hem de öğrenci ve veliler açısından sıkıntılarla başlayacak” dedi.
Eğitimin temel dinamiği olan eğitimcilerin her geçen gün iş güvencesiz bir çalışma hayatına sürüklendiğini ifade eden DES İl Teşkilatlanma Sekreteri Kenan Taşkın, huzuru kaçan bir eğitim ortamının kaostan başka bir şey üretemeyeceğini ifade ettiği açıklamasında şu görüşlere yer verdi:
“Bir taraftan okul yöneticilerinin kıyıma uğratılarak bir sendikanın üyelerinin korunması, insanların geleceklerinin bir iki kişinin dudakları arasına hapsedilmesi, son torba yasa ile öğretmelerin rotasyonunun planlanması eğitim ortamını pedagojik verilerden uzaklaştırmaktadır.”
Milli Eğitim Bakanlığı’nın başarıyla uyguladığı e-Kayıt sistemi sayesinde velilerin evrak ve belgelerle uğraşmadan çocuklarını okullara kayıt yaptırmasının amaçlanmış fakat anne babaların geçmiş yıllara nazaran azalsa da zorunlu bağış yapmaktan kurtulamamıştır.
Milli Eğitim Bakanlığına sunduğumuz ek ders esaslarına ilişkin taleplerimizin yeni eğitim dönemi başlamadan hayata geçirilmesini istiyoruz. Ek ders ücreti saati en az 15 TL’ye çıkarılmalı, nöbetler ücretlendirilmeli ve ek ders ücretleri vergiden muaf tutularak vergi matrahına dâhil edilmemelidir.
Tarafsız ve demokratik bir açıdan eğitim politikalarını değerlendiren sendikamızın objektif penceresinden bakıldığında; itiraf etmeliyim ki yeni hükümetin ilk yapacağı iş öğretmenleri ek iş yapmaktan kurtaracak bir maaş politikası benimsemesidir. öğretmenlerimiz geçimini sağlamak için ikinci üçüncü ek işler yapıyor. İşportacılık, taksicilik, garsonluk gibi işler öğretmenlerin yaptığı ek işler açısından artık olağan görülmeye başlandı. Hükümetimizden başta ücret ve özlük politikaları olmak üzere öğretmenliği tekrar seçkin bir meslek haline getirmelerini bekliyoruz. Öğretmenlerin ek göstergelerinin 3 bin 600’e yükseltilerek; atanma, görevde yükselte ve terfilerde objektif, adaletli kriterlerin gözetilmesini istiyoruz
Yeni Başbakan Ahmet Davutoğlu’na ve Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı’ya belirli bir kesimin yahut belirli kuruluşların ve meslek örgütlerinin başbakan ve bakanı değil; herkesin, her kesimin, 77 milyonun başbakanı ve bakanı oldukları algısını pekiştirecek söylem ve eylem içinde olmalıdır. Çağın en önemli bilgi ve iletişim teknolojisi bilgisayar ve internetin ulaşmadığı bir okul hemen hemen kalmaması güzel bir gelişmedir. E-devlet uygulaması kapsamında MEBBİS, e-okul ve daha ileri uzaktan eğitim çalışmalarına geçilmiştir. Fakat derslik başına düşen öğrenci sayısı, öğretmen başına düşen öğrenci sayısı standardı ila 4+4+4 sisteminde yeni bina ve derslik ihtiyacı artmıştır. Yapılan okullar, sayısal olarak çoğalmış, derslikler projeksiyonlar, laptoplar ve Fatih projesi kapsamında akıllı tahtalar ve öğrencilere verilen tablet bilgisayarlar önemli projelerdir. Ancak yap boz tahtasına dönen bir sistemde bu yatırımların boşa gitme riski çok fazladır.
Gelişen dünyada eğitim anlayışının değiştiği de bir gerçektir. Eğitimciler kendilerini bu gelişmenin içinde hissedebilmelerinin bir yolu da kıyafet serbestisinin olmasıdır. Eğiticiler kendilerine yakışanı, öğrencilerin huzuruna nasıl çıkması gerektiğini bilen insanlar olarak kıyafetlerini kendileri belirlemelidir. Bayan öğretmenlere yapılan düzenleme erkek öğretmenlere de yapılmalıdır. Sendikamız kamuda herkese serbest kıyafet uygulamasını aldığı kararlarla desteklemeye devam edecektir.
Fakat eğitim alanında yapılan hiçbir yenilik öğretmenlerin ve eğitim çalışanlarının desteği olmadan başarı sağlayamaz. Ekonomik sorunlar altında bunalmış, atama, görevde yükselme ve terfilerde hakkı yenildiğine inanmış bir eğitim ordusundan verim ve performans beklemek ne kadar mümkündür? Ayrıca, eğitim sistemimizin kaderine eğitimden anlayan, liyakatli eğitimciler yön vermelidir.
Onursuz bir yarış sistemi içerisinde bocalayan öğrencileri birbiriyle rekabet eden değil, onları akademik, sosyal ve duygusal anlamda her alanda geliştiren, çok yönlü bilgi ve beceri kazandırıcı, kaliteli, eşitlikçi, demokratik, parasız ve bilimsel bir eğitim anlayışı benimsenmelidir. Kamudaki en düşük maaş reva görülen tüm eğitim çalışanları yoksulluk sınırında yaşamaktadır. Türkiye büyüme rekorları kırsa da eğitimcilerin yoksullaşma süreci durdurulmamış, eğitim çalışanlarının makûs talihi değişmemiştir.
Eğitim sistemiyle alakalı çok konuşulması, tartışılması ülkemizin ilerlemesine hizmet eder. Ülkemizde eğitimin gündemin birinci maddesi olmasını hayra alamet sayıyoruz. Fakat unutmamamız lazım gelir ki eğitimin ruhu öğretmendir. Dünyada takriben 80 milyon öğretmen olduğu ifade ediliyor. Ülkemizde 800 bini aşkın öğretmen var. Öğretmenler tüm meslekleri yetiştiren bir meslek grubu. Öğretmenleri diğer tüm mesleklerden ayıran özelliklerden birisi de evrensellik unsurudur. Bu nedenle öğretmenlerine gereken değeri vermeyen bir ülke, öğretmenleri mutsuz bir dünya karanlıkta kalır, gülemez. Bugün hem dünyada hem Türkiye’de küresel ekonomik ve mali krizler gerekçe gösterilerek öğretmenleri ilgilendiren birçok hususta geri adımlar atılmaya başlanmıştır.
Ekonomik tedbir ve tasarruf adı altında eğitime ayrılan bütçelerin azalması, öğretmen maaşlarının düşüklüğü, okulların ve eğitim sistemlerinin yapısına dönük yaz-boz müdahalelerin artması, çalışma şartlarının ağırlaştırılması, atanma ve görevde yükselme kriterlerinin esnetilmesi, iş güvencesi ve eğitimin piyasalaştırılması, sendikasızlaştırma, sarı-ideolojik sendikacılık, niteliksiz grev ve toplu sözleşme hakkı, siyaset yasağı gibi konularda olumsuz uygulamaları en büyük tehlikeler olarak görmekteyiz.
YÖK halen demokratik ve özgürlükçü bir yasa hazırlayamamıştır. Üniversite hocalarımız ve öğrenciler YÖK’ün hal ve gidişatından memnun değillerdir. Üniversitelerimiz küresel rekabete katılabilen, dünyaya açık ve sivil toplumun beklentilerini karşılayan dinamik kurumlar olmalıdır. Üniversite öğrencilerimiz dünyanın değerlerini tanıyan, gelişmelere ve yeniliklere duyarlı, teknolojiye hâkim, hem ülkesinde hem de başka ülkelerde kendini ispat edebilen bireyler olarak yetişmek istemektedirler.”

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

ÇORUM'UN EN BÜYÜK HABER SİTESİ

Jojobet GirişJojobet GirişcasibomcasibomCasibom